Şeytan Geri Döndü: Güç Hala Prada Giyiyor

Özlem Yılmaz Küçük

 

İlk film çıktığında moda dergilerinde çalışan, ajans koridorlarında koşan, ilk röportajına giden ya da yeni mezun stajyer olan herkes için aynı hikâyeydi:

Bir asansör kapısı açılıyor ve sen, “Ne işim var burada?” ile “Tam da olmam gereken yerdeyim” duygusu arasında sıkışıyorsun.

 

Miranda Priestly’nin cerulean monoloğu, aslında bütün sektöre şunu anlatıyordu... Hiçbir seçim “sadece bir kazak” değil; her şeyin ardında strateji, güç ve görünmeyen bir ekip var. O sahne, moda editörlüğünü “süs işi” sananlara yazılmış en zarif tokat gibi kaldı hafızamızda. 

 

Devil Wears Prada 2 

 

Andy ise o dönem, sektöre yeni giren her genç kadının avatarıydı. CV’sinde idealizm, dolabında basic parçalar, bankada eksi bakiye… Ama Patricia Field’ın büyüsüyle, şehirle, işle ve Miranda’yla dövüşe dövüşe kendi tarzını, kendi sesini buldu. 

 

Dip Not: Patricia Field’ın dokunduğu her look, kişisel imzanın altına atılan ikinci bir imza gibidir. Yıllar önce Patricia ile yaptığım röportajda, o enerjisini iliklerime kadar hissetmiş, dönemin moda editörlerinden biri olarak etki alanına girmiş bulunmuştum… Bir elini omzuma atıp, stil kodları üzerine fısıldadığı o küçük dipnotlar hala aklımda... Ve hala gardırobumun arka plan yazılımı gibi çalışıyor. Sex and the City, The Devil Wears Prada, Ugly Betty, Emily in Paris… Bu serilerin asıl kilit noktası, çoğu zaman farkına varmadan izlediğimiz Patricia imzası. Çünkü o yoksa, aslında film de tam anlamıyla yoktur.

 

Ve 20 yıl sonra... Aynı kadınlar, bambaşka iklim

Takvim 2026’ya hazırlanırken, The Devil Wears Prada 2 ile Miranda ve Andy geri dönüyor. Artık sahnede sadece dergi tirajı yok; çöküşe geçen print dünyası, data takıntılı markalar, TikTok hızında tüketilen trendler ve her şeyi içeriğe çeviren algoritmalar var.

 

Devil Wears Prada 2

 

Miranda bu yeni çağa, yine bildiği yerden giriyor

Keskin siluetler, rapora dönüşmüş bakışlar, “Bu toplantıyı üç cümleyle bitirebilirim” tavrı. Setten gelen ilk karelerde mor bluz, camel trençkot ve deri etekle gördüğümüz Miranda, aslında çok net bir mesaj veriyor: “Evet, endüstri değişti. Ama güç dilinin hala bir dress code’u var.” 

 

Andy cephesinde ise bambaşka bir upgrade söz konusu. Artık yardımcı değil; kendi ajandası, kendi markaları, kendi risk alanını inşa eden bir iş kadını. New York set karelerinde, koyu tonlu, tailoring’i kusursuz takımlar, rafine takılar, daha net bir vücut dili görüyoruz… İlk filmdeki dönüşüm hikayesi, bu kez “kendi kulesini kurmuş bir kadının” yeni sezonu gibi.

 

Devil Wears Prada 2

 

Miranda Priestly: C-level soğukkanlılığının giyilebilir hali

Miranda her zamanki gibi, sadece kıyafet giymiyor; adeta organizasyon şeması giyiyor.

Omuzları belirgin ceketler: O odadaki hiyerarşiyi tek bakışta çiziyor.

Nötr ama lüks duran tonlar: Camel, gri, siyah… Yüksek sesle bağırmayan, ama bakınca “bütçe onaylı” duran bir palet.

Minimal ama keskin mücevherler: İnce pırlanta kolyeler, tek bir güçlü yüzük, küçük ama net küpeler… Hepsi, “ben bu oyunun hem kurucusu, hem hakemiyim” diyen küçük imzalar. 

Miranda’nın en büyük gücü, hiçbir parçanın “trend” peşinde koşmaması. Onun dolabı; sezonu olmayan, iptal edilmeyen bir long-term strateji gibi. Bugünün iş kadınlarına da tam buradan dokunuyor… Kapsül gardırobunu doğru kur, sonra enerjini asıl oyuna sakla.

 

Andy Sachs: Junior’dan kendi markasını yöneten kadına

İlk filmde Andy’nin yolculuğu, bir CV paragrafı gibiydi... “Zor bir sektöre girdim, kendimi buldum, etik duruşumu seçtim ve çıktım.” İkinci filmde ise o paragraf, bir LinkedIn özetine dönüşüyor. Moda, medya, dijital ve kişisel hayatını aynı Excel’de yönetmeye çalışan bir kadın… Miranda’nın gölgesinden çıkmış ama ondan aldığı disiplin kodlarını kendi sistemine entegre etmiş… Stili, artık “özür dileyen basic”ten “özgüvenli minimalizm”e evrilmiş.

 

Devil Wears Prada 2

 

Takım elbise üstüne takılan ince zincirler, pırlantalı ama sakin küpeler, yalın ama iyi kesimli elbiseler… Hepsi şunu söylüyor… “Bu odada yüksek moda konuşulurken, aynı anda bütçe ve strateji de konuşulur. Ve ben ikisini de biliyorum.”

 

İki karakter, üç ders: İş kadınları için yeni sezon brief’i

Bu iki kadının kesiştiği yerde, bugün sektör ve iş kadınları için çok net üç insight var:

 

Stil, artık ‘lüks’ değil; liderlik dilinin bir uzantısı.
Blazer’ının omzu, toplantıdaki tonunu belirliyor; ayakkabının formu, yürürken nasıl alan açtığını… Miranda ve Andy, kıyafeti dekor değil; mesaj taşıyıcısı olarak kullanıyor.

 

Kıyafet, enerji yönetimi aracı.
Sabah 08.30 sunumu, öğlen kreatif toplantı, akşam networking kokteyli… Gardırop, günün akışını taşıyan bir roadmap gibi kurgulanmış. Tek bir elbise, doğru takıyla üç farklı persona yaratabiliyor.

 

Mücevher, artık “hediye” değil; kişisel marka yatırımı.
Tek bir pırlanta yüzük, her gün taktığın ince bir tenis bileklik ya da ekranda hafif seçilen kolye… Hepsi, “ben detaylara dikkat eden biriyim” cümlesinin görsel hali. Filmdeki styling, tam da bu yüzden hâlâ bu kadar paylaşılıyor.

 

Yeni film, yeni nesil: Runway’in koridorlarında hala yürüyorsak…

Bugün artık ofis, sadece gökdelen katları değil; Zoom kareleri, Slack kanalları, kahvecideki ara toplantılar, havaalanı lounge’ları… Ama The Devil Wears Prada evreni, hala aynı soruyu soruyor...

“Bu hikayede sen kimsin? Kendi stilinin editörü müsün, yoksa başkasının brief’ini taşıyan stajyer mi?”

 

İkinci film, Miranda ve Andy üzerinden bize şunu hatırlatıyor:

Kıyafet, mücevher, saç ve duruş; hepsi iş kartımızın görsel tarafı. Boardroom’a girerken üzerimizde taşıdığımız her şey, masaya getirdiğimiz fikrin altyazısı gibi. Ve en önemlisi, stil dediğimiz şey; trendlerden bağımsız, kendi değerlerimizi hangi kumaşla, hangi kesimle, hangi ışıltıyla anlattığımız bir kişisel manifesto. Belki de bu yüzden, 20 yıl önce o cerulean kazakla başlayan hikaye, bugün yine aynı yerden devam ediyor.

Bir asansör kapısı açılıyor, Miranda gözlüğünün üzerinden bakıyor ve içimizden aynı cümle geçiyor:

 

“Tamam. Şimdi oyuna gerçekten hazırız.”

Devil Wears Prada 2

 

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!