Okullardaki Şiddetin Perde Arkası
Son günlerde okullarda yaşanan saldırılar toplumun en hassas halkası olan çocukların içinde bulunduğu sosyal iklimi yeniden tartışmaya açtı. Sorumluluğu kimileri sosyal medyaya ve silah oyunlarına atarken kimileri ise dizileri ve filmleri suçlu ilan etti. Klinik Psikolog Şenay Dayan ise çocukların korunamamasına dikkat çekti. Dayan teknolojik gelişiminde bu durumda pay sahibi olduğunu açıkladı. Geleceğimiz dediğimiz çocukların son günlerde saldırıların içerisinde olması tüm Türkiye’yi kara kara düşündürüyor. Peki çocukların bu hale gelmesinin nedeni ne? Klinik Psikolog Şenay Dayan anlattı.
Son günlerde eğitim kurumlarında art arda yaşanan şiddet olayları, toplumun en hassas halkası olan çocukların içinde bulunduğu sosyal iklimi yeniden tartışmaya açtı. Bu gelişmeler, yalnızca bireysel davranışları değil; aileden okula, dijital dünyadan akran ilişkilerine kadar uzanan geniş bir etki alanını sorgulamayı zorunlu kılıyor.
Gözler çocuklara çevrilirken, uzmanlar asıl sorunun daha derin olduğunu söylüyor. Klinik Psikolog Şenay Dayan’a göre mesele yalnızca bireysel değil; aileden eğitime, medyadan toplumsal yapıya kadar uzanan çok katmanlı bir kriz söz konusu.

Çocuklar Neden Şiddetin İçinde?
Türkiye’de son günlerde yaşanan okul saldırıları, çocukların neden bu tür olayların parçası haline geldiğini tartışmaya açtı. Kimi kesimler sosyal medyayı ve dijital oyunları suçlarken, uzmanlar tek bir nedenin yeterli olmadığını vurguluyor.
Klinik Psikolog Şenay Dayan’a göre hiçbir çocuk dünyaya suçlu olarak gelmez. Çocuğun davranışlarını şekillendiren en kritik süreç, yaşamın ilk yıllarında kurulan bağlar ve sosyal çevreyle olan etkileşimdir.
“Asıl Sorun: Çocukların Korunamaması”
Dayan, yaşanan olayların temelinde çocukların yeterince korunamamasının yattığını belirtiyor. Artan teknolojik ve sanayi gelişimiyle birlikte çocuk suçluluğunda da artış gözlemlendiğine dikkat çekiyor.
Bu durum, yalnızca bireysel hatalarla açıklanamayacak kadar kapsamlı. Uzmanlara göre burada aile yapısından toplumsal değerlere kadar uzanan bir “koruma zafiyeti” söz konusu.
Toplumsal Çürüme ve Aile Yapısı
Uzman görüşlerine göre çocuk suçluluğunun en önemli nedenlerinden biri toplumsal yapıda yaşanan dönüşüm. Sağlıklı çekirdek aile yapısının zayıflaması, çocukların duygusal gelişimini doğrudan etkiliyor.
Klinik Psikolog Şenay Dayan özellikle; "Eğitim sisteminde öğretmen otoritesinin olduğu, önleyici rehberlik çalışmaların yapıldığı bir yapılanmaya ihtiyaç duymaktadır. Son olarak kitle iletişim araçlarında suçun güç olma konumundan ziyade yıkıcılığı ve zararlı oluşuna yönelik çalışmalar yapılmalıdır" dedi.
İlk bağlanma sürecinde yaşanan sorunlar, çocuğun ilerleyen yıllarda kriz anlarında sağlıklı tepkiler verememesine yol açabiliyor. Bu da saldırgan davranışların ortaya çıkma riskini artırıyor.

Kritik Yaş: 14 ve Ergenlik Krizi
Araştırmalar, suç oranlarının en çok 14 yaş civarında arttığını ortaya koyuyor. Bu dönem, ergenliğin en yoğun yaşandığı evreye denk geliyor.
Ergenlikte birey, “Ben kimim?” sorusuna yanıt ararken kimlik karmaşası yaşayabiliyor. Ne tam çocuk ne de yetişkin olan genç, yoğun duygular ve dürtülerle baş etmeye çalışıyor. Bu süreçte yeterli destek görmeyen bireylerde risk artıyor.
Belirleyici Faktör: Dürtü Kontrolü
Uzmanlara göre suçlu birey ile suç işlemeyen birey arasındaki en temel fark, dürtü kontrolü. Çocuğun öfke, agresyon ve ani tepkilerini yönetebilmesi kritik önem taşıyor.
Bu becerinin gelişmemesi durumunda, çocuklar yıkıcı davranışlara daha yatkın hale gelebiliyor.
Medya ve Rol Modellerin Etkisi
Diziler, filmler ve sosyal medya içeriklerinde şiddetin “güç” olarak sunulması da çocuklar üzerinde etkili oluyor. Özellikle ergenlik dönemindeki bireyler, bu içerikleri rol model olarak benimseyebiliyor.
Uzmanlar, kitle iletişim araçlarında suçun özendirici değil, sonuçlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurguluyor.
Çözüm Nerede?
Uzmanlara göre çözüm çok boyutlu bir yaklaşım gerektiriyor:
- Aile içinde sağlıklı bağlanma ve güçlü iletişim kurulmalı
- Çocuklar spor, sanat gibi sosyal alanlara yönlendirilmeli
- Okullarda rehberlik ve önleyici çalışmalar artırılmalı
- Öğretmen otoritesi ve eğitim sistemi güçlendirilmeli
- Medyada şiddetin normalleştirilmesine karşı önlem alınmalı
Zehra KILIÇ


Benzer Haberler
Anneler Günü’nde Klasikler Tarih Oluyor: Yaşa Özel Sıradışı Deneyim Rehberi
Okullardaki Şiddetin Perde Arkası
Zorunlu Kahramanlık: Süper Kadın Sendromu
Ev İşleri Yapmak Ömrü Uzatıyor
Z Kuşağı Huzurevine Yerleşiyor
İnsanın Tabiatla İmtihanı: Biyofobi
Milli Sporcu Defne Kurt Dünya Serisi’nde Yine Zirveye Yüzdü
Eşitsizlik Yük Olmasın