Neslihan Canpolat: Bence Dönüm Noktası Kadının Ruhunu Anlamak
300 TL ile mutfak masasında başlayan bu girişim hikayesi Merter’de bir depoya, Nişantaşı’nda mağazaya dönüştü. Bugün 45 kişilik bir ekiple, yıllık 100 bin çift ayakkabı satışı yapıyor Neslihan Canpolat. “Bence dönüm noktası hep aynıydı: Kadının ruhunu anlamak ve samimiyetle, kaliteyle yol almak.” diyen Canpolat, ev kadınlarının da ekonomiye katılabileceği, kendi emeğiyle güçlenebileceği bir sistem üzerinde çalıştıklarını ifade ediyor. Ayakkabı ya da aksesuar üretiminde kadınlara iş imkanı sunarak hem istihdam yaratmak hem de kadınlara cesaret vermek istediklerinden bahsediyor…
Marka hikayenizden bahseder misiniz?
Bir sloganımız var… “Yola Çık, İzini Bırak”. Aslında bu slogan, benim kişisel yolculuğumun özeti. Sıfırdan, sadece inanç ve cesaretle çıktığım bir yoldu. İlk sneaker modelimi Instagram’da paylaştığımda hiç mağazam yoktu, ama bir günde 80 sipariş aldım. O gün anladım ki; yola çıkan mutlaka iz bırakıyor. Bugün Neslihan Canpolat markasının attığı her adımda, kadınlara sadece ayakkabı değil, bir duruş, bir özgüven armağan etmek istiyorum. Bu slogan hem büyüme hikâyemizi hem de gelecek vizyonumuzu taşıyor.
“Kadın ayakkabısı tasarlıyorsan, önce kadının ruhunu anlamalısın” diyorsunuz. Bu yaklaşım tasarımlarınıza nasıl yansıyor?
Benim için ayakkabı bir aksesuar değil; kadının kendine bakışını değiştiren, ona güç veren bir duygu. İlk yıllarda tekstil ağırlıklı sneaker’larla başladık. Sonrasında müşterilerimizden “Çok rahat ama aynı zamanda topuklu da yap” talepleri gelmeye başladı. Böylece ökçeli modelleri koleksiyonumuza dahil ettik. Her yeni modelde kendime “Bu ayakkabı nasıl hissettirir?” diye sorarım. O duygu yoksa üretmem. Çünkü bir kadının ruhunu anlamadan onun için doğru ayakkabıyı tasarlayamazsınız.
NC’nin büyümesini hızlandıran en kritik dönüm noktaları hangileriydi?
En kritik an ilk sneaker modelimi paylaştığım gündü. Hiç tanıtım yapmadan 80 sipariş almam bana doğru yolda olduğumu gösterdi. Ardından mutfak masasında başlayan bu hikâye Merter’de bir depoya, Nişantaşı’nda mağazaya dönüştü. Bugün 5 mağaza, 45 kişilik bir ekiple, yıllık 100 bin çift ayakkabı satışı yapıyoruz. Bence dönüm noktası hep aynıydı… Kadının ruhunu anlamak ve samimiyetle, kaliteyle yol almak. Bu süreçte kurucu ortağım ve hayat arkadaşım İsmail’in de katkısı çok değerli oldu; birlikte markayı daha sağlam temellere oturttuk.
Bildiğim kadarıyla, artık erkek tasarımlarınız da var…
Başlangıçta kadınlara odaklandım çünkü en büyük eksikliği orada görüyordum. Ama zamanla müşteri talepleriyle erkek ayakkabıları ve çantalar koleksiyonumuza eklendi. Markanın özü, tarzı ve ruhu olan ayakkabı üretmek. Bunu kadınla sınırlamak istemedim. Bugün erkekler de aynı kaliteyi ve ruhu istiyor. Çantalar ve aksesuarlar ise stilin tamamlayıcı unsurları.
Önümüzdeki dönemde global pazarda var olmak gibi bir düşünceniz var mı?
Benim hayalim Neslihan Canpolat markasını dünya vitrinine taşımak. Önümüzdeki 5 yıl içinde Orta Doğu ve Balkanlara açılmak, ardından Avrupa’ya ilerlemek istiyorum. Dubai ve Berlin sokaklarında NC kadınlarının ve erkeklerinin yürüdüğünü görmek için sabırsızlanıyorum. Ama bunu hızlı değil, kontrollü ve kaliteden ödün vermeden yapmak istiyorum.
Sürdürülebilirlik moda dünyasında önemli bir amaç. NC’nin bu konuda kısa ve uzun vadeli yol haritası nedir?
Başlangıçta tekstil ağırlıklı malzemeler kullandık, ama çok kısa sürede %100 deri ve uzun ömürlü malzemelere geçtik. Ucuz ve çabuk bozulan ürünler yerine kalıcı olanı tercih ediyorum. Kısa vadede üretim süreçlerinde atık azaltmaya, uzun vadede ise geri dönüştürülebilir malzemeleri daha çok kullanmaya odaklanacağız. Ayrıca kadın istihdamını artırmak da bizim için sosyal sürdürülebilirliğin en önemli parçası.
Evden üretim yapabilecek kadınlara iş imkânı sunmayı planlıyorsunuz. Bu modelden biraz bahseder misiniz?
Evet, benim en büyük hayallerimden biri bu. Çünkü kadınların üretimde daha çok yer alması gerektiğine inanıyorum. Evde oturan kadınların da ekonomiye katılabileceği, kendi emeğiyle güçlenebileceği bir sistem üzerinde çalışıyoruz. Ayakkabı ya da aksesuar üretiminde kadınlara iş imkânı sunarak hem istihdam yaratmak hem de kadınlara cesaret vermek istiyoruz.
NC markasını 10 yıl sonra nasıl görmek istiyorsunuz?
10 yıl sonra NC’nin sadece Türkiye’de değil, dünya modasında da adı geçen bir marka olmasını istiyorum. Ama büyürken özümüzü kaybetmeden… Kadının ruhunu anlayan, ona güç veren, kaliteden ödün vermeyen bir marka olarak kalacağız. Benim için NC’nin 10 yıl sonraki varlığı, attığı her adımda “Yola Çık, İzini Bırak” sloganını yaşatmasıdır.
Özlem Yılmaz Küçük


Benzer Haberler
Neslihan Canpolat: Bence Dönüm Noktası Kadının Ruhunu Anlamak
Türkiye’nin Kadın Girişimcisi: Ayşe Aslı Başak
Türkiye’nin Kadın Girişimcisi: Tuba Toprakçı Yılmaz
Afrika’da Kadınların Güneşle Yükselişi
Görünmeyen Mücadeleye Ses Oldular: Bekar Anneler Derneği Sahada
Geleceği Kodlayan Kadın: Özlem Kahramaner’e KAGİDER’den Ödül
“İyi İşler” Projesi Kadın Girişimcilere Yol Gösteriyor
Filiz Yavuz Diren: Dijital Dönüşümü Esnafla Başlattı