Genç Mühendisten Gururlandıran Buluş: Beyin Tümörü Araştırmalarında 2 Dakikalık Yerli Biyosensör

 

Aleyna Yıldız ve ekibi, çalışmayı Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesindeki Bioİzmir Uluslararası Sağlık Teknolojileri Geliştirici ve Hızlandırıcı Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde yürüttü. Sensörün bükülebilir ve giyilebilir plastik zemin üzerinde üretildiği; kanser hücrelerine özgü algılama katmanının, örnekteki elektrokimyasal değişimi ölçerek sonuç oluşturduğu ifade ediliyor.

Bilimi Pazara Taşıyan Genç Girişimci

DEPARK firmalarından AGON Biyoteknoloji’nin kurucu ortaklarından Aleyna Yıldız, Türkiye’nin ilk elektrokimyasal biyosensör üretim altyapısını kuran ekibin parçası olarak yürüttüğü çalışmalarla Forbes Türkiye 30 Altı 30 listesine seçildi.

 

 

Dokuz Eylül Üniversitesi’nde başlayan mühendislik yolculuğunu Almanya ve İngiltere’de sürdürdüğü belirtilen Yıldız; hastane enfeksiyonlarının erken tespiti, gıda güvenliği sensörleri, CBRN tehditlerini algılayan kitler ve DIPG beyin kanserine yönelik ilaç geliştirme gibi kritik alanlarda projeler geliştirdi.

 

 

Günler Alan Klinik Çalışmalar Dakikalar İçinde Sonuçlanıyor

Yıldız, beyindeki kötü huylu tümörlerin varlığının radyolojik ve MR gibi görüntülemelerle belirlendiğini, bazen ise beynin açılması sonucunda alınan parçanın analiz edilmesiyle teşhisin konulup, klinik seyrinin takip edildiğini ifade etti.

Kliniklerde yapılan tanı sürecinin normalde en az 2 haftayı bulduğundan bahseden Yıldız, geliştirdikleri elektrokimyasal biyosensörlerin tanı sürecini dakikalar içinde tamamladığını aktardı.

 

 

Biyosensörün Çalışma Sistemi

Aleyna Yıldız, hastalığın belirlenmesi ve tedavi sürecini kişinin vücudundan alınan kan, tükürük, idrar ve beyin ile omurilik sıvısı gibi örneklerden belirlediklerini kaydetti.

Sensörün bükülebilir ve giyilebilir plastik bir zemin üzerine devre kartı benzeri bir yapıyla üretildiğini belirten Yıldız, elektrot bölümünde kanser hücrelerine özgü bir algılama tabakası bulunduğunu, ölçümün numunedeki akımı ölçen potansiyostat adlı cihazla yapıldığını ve yaklaşık iki dakika içinde bilgisayara aktarıldığını anlattı.

Elde edilen sonuçların ise laboratuvar teknisyeni tarafından değerlendirilerek yorumlandığını dile getiren Yıldız, patent başvurusunda bulunduğunu, insan deneylerinin ardından ürünün hastanelerde kullanılmaya başlanacağını sözlerine ekledi.

 

Peki Bu Teknoloji Hastanelerde Ne Zaman Kullanılacak?

Yıldız, AGON Biyoteknoloji çatısı altında BioSpin ve BioPotentia gibi ürünlerle bilimsel çalışmaları insan hayatına dokunan çözümlere dönüştürmeye devam ediyor.

Mevcut klinik değerlendirme süreçleri görüntüleme, patoloji ve moleküler incelemeleri içerebiliyor ve zaman alabiliyor. Yeni sensörün hedefi, bu süreçlerin yerine tek başına geçmek değil; hekimlere erken değerlendirme ve takip aşamalarında hızlı bir destek aracı sunmak.

Patent başvurusu yapılmış olan biyosensör henüz hastanelerde rutin kullanıma sunulmuş değil. Araştırmacılar, insan çalışmalarının tamamlanmasının ardından teknolojinin klinik kullanıma taşınmasını hedefliyor.

 

 

Yerel bir girişimden doğan bu çalışma, genç mühendislerin sağlık teknolojilerinde geliştirdiği yenilikçi çözümlerin güçlü bir örneği olarak öne çıkıyor. Bilimsel doğrulama süreci tamamlandığında, yerli biyosensör teknolojisinin erken değerlendirme ve tedavi takibinde önemli bir katkı sunması bekleniyor.

 

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Trend Haberler

Reklam

300/2

Yazarlarımız

E-Bülten Aboneliği