Dünyaca Ünlü Türk Bilim İnsanı Canan Dağdeviren, New York’ta Mor Cepken’le Yürüdü
MIT’de görev yapan Türk bilim insanı Canan Dağdeviren, New York Moda Haftası kapsamında düzenlenen “What Were You Wearing?” etkinliğinde Anadolu’nun yüzyıllardır taşıdığı bir kadınlık ve dayanışma sembolünü omuzlarında taşıdı. Dağdeviren’in giydiği çağdaş Mor Cepken, yalnızca bir tasarım değil; kadınların yaşadığı şiddet ve haksızlık karşısında söze dönüşen güçlü bir hafızanın yeniden anlatımı oldu.
New York Moda Haftası'nın 2026 yılı resmi programı 10-15 Eylül tarihleri arasında gerçekleştiriliyor.
Bu kez podyumda dikkat çeken yalnızca moda olmadı.
Bir Türk bilim insanı, Anadolu’dan gelen bir hikâyeyi dünyanın en görünür moda sahnelerinden birine taşıdı.
MIT Media Lab’de tenured associate professor olarak görev yapan, Conformable Decoders araştırma grubunu yöneten ve kadın sağlığı teknolojileri üzerine çalışan Canan Dağdeviren, kendi sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda New York Moda Haftası kapsamında “What Were You Wearing?” etkinliğine katıldığını duyurdu.
Dağdeviren’in üzerinde ise gecenin en anlamlı parçalarından biri vardı: “The Purple Guard” – Mor Cepken.

Üç Asırlık Kadın Hafızası Omuzlarında
Tasarımcı, küratör ve araştırmacı İkbal Gülin Şenyuva Aktuğ tarafından Dağdeviren için hazırlanan çağdaş Mor Cepken, Anadolu’nun Yörük ve Türkmen kültüründe anlatılan bir geleneğe gönderme yapıyor.
Dağdeviren’in paylaşımında aktardığı hikâyeye göre bir anne, kızının çeyiz sandığına mor bir cepken koyuyor. Dileği ise kızının o cepkene hiçbir zaman ihtiyaç duymaması.
Ancak kızının başına şiddet ya da büyük bir haksızlık gelirse cepken bir anlam kazanıyor.
Kadın onu giyip köy meydanına çıkıyor.
Hiçbir şey söylemesine gerek kalmıyor.
Cepken, yaşanan acının sessiz ilanına dönüşüyor.
Toplum, kadının yardıma ve korunmaya ihtiyacı olduğunu anlıyor.
Bugün bu hikâye, yüzyıllar sonra New York’ta yeniden anlatıldı.

“Bir Kıyafet Asla Rıza Değildir”
Dağdeviren’in katıldığı etkinlik, Rise tarafından gerçekleştirilen “What Were You Wearing?” çalışmasının bir parçası.
Rise, cinsel şiddet mağdurlarının maruz kaldığı mağdur suçlama anlayışına karşı mücadele eden bir sivil toplum kuruluşu. Kurucusu Amanda Nguyen’in kendi deneyiminden yola çıkarak geliştirdiği “What Were You Wearing?” fikri, “Ne giymiştin?” sorusunun cinsel şiddet sonrasında mağduru suçlayan bir soruya dönüşmesine dikkat çekiyor.
Rise’ın Survivor Fashion Show etkinliklerinde ise bu soru tersine çevriliyor.
Moda dünyasında sıradan ve hatta iltifat niteliğinde olan “Ne giyiyorsun?” sorusunun, cinsel şiddet sonrasında mağduru suçlamak için kullanılmasına karşı bir anlatı kuruluyor.
Rise, etkinliğin amacını cinsel şiddetin kişinin üzerinde taşıdığı kıyafetle hiçbir ilgisi olmadığını göstermek ve mağdurların güçlerini yeniden kazanmalarını desteklemek olarak açıklıyor. risenow.us
Bu nedenle Dağdeviren’in taşıdığı Mor Cepken’in anlamı, yalnızca kültürel bir mirasla sınırlı kalmıyor.
Anadolu’nun sessiz koruma sembolü, bugün kadınların suçlanmasına karşı yükselen küresel bir sese dönüşüyor.
Bilimden Kadın Haklarına Uzanan Bir Hikâye
Canan Dağdeviren’in bu gecede taşıdığı mesaj, bilim dünyasındaki hikâyesiyle de dikkat çekiyor.
İstanbul doğumlu Dağdeviren, bugün MIT Media Lab’de tenured associate professor olarak görev yapıyor. Conformable Decoders araştırma grubunun kurucusu ve yöneticisi olan Dağdeviren, aynı zamanda MIT Media Lab’in Women’s Health Program’ının akademik liderliğini yürütüyor. Araştırmaları, insan vücuduyla bütünleşebilen, giyilebilir ve implant edilebilir teknolojiler üzerine yoğunlaşıyor.
Kadın sağlığı alanındaki çalışmalarının en dikkat çekici örneklerinden biri ise meme kanserinin daha erken tespitine yardımcı olabilecek giyilebilir ultrason teknolojisi.

2026 yılında MIT’de tenure alan Dağdeviren, aynı yıl American Institute for Medical and Biological Engineering College of Fellows’a da seçildi.
Yani New York’ta o gece yürüyen kadın, yalnızca bir moda haftasının konuğu değildi.
Bilim dünyasında kadınların önünü açmaya çalışan bir bilim insanıydı.
Ve bu kez bilimsel bir cihaz değil, yüzyılların kadın hafızasını taşıyan bir kıyafetle konuştu.
Dağdeviren, paylaşımında Mor Cepken’i taşıdığı geceyi şu sözlerle anlattı: “İnanılmak yerine suçlanan her kadın için yürüyorum.”

Ardından dileğini de ortaya koydu: Hiçbir kadının Mor Cepken’ine ihtiyaç duymayacağı bir gelecek.
Belki de hikâyenin en çarpıcı tarafı tam olarak burada.
Çünkü Mor Cepken’in geleneksel hikâyesinde asıl umut, kadının onu hiç giymek zorunda kalmamasıydı.
Bugün New York’ta o cepken yeniden görünür oldu.
Ama bu kez yalnızca bir köy meydanında değil; dünyanın moda merkezlerinden birinde.
Anadolu’nun sessiz işareti, New York’ta dünyanın gözleri önünde bir cümleye dönüştü:
Bir kadının ne giydiği, ona yapılan şiddetin gerekçesi değildir.
Ve Mor Cepken…
Bir kadının sustuğu değil, artık herkesin duyması gereken yerde konuştuğu anın sembolü oldu.

Benzer Haberler
Dünyaca Ünlü Türk Bilim İnsanı Canan Dağdeviren, New York’ta Mor Cepken’le Yürüdü